KALİTE TESADÜF MÜDÜR?
Erol Altunoğlu Yazdı…
Ağaçişleri Endüstri Mühendisi Yoksa, Kalite Sadece Bir Tesadüftür!
“Avrupa standartlarının üzerinde maliyetle, standartların altında kalite üretmenin reçetesi: Mühendislik aklını dışlayan geleneksel yöntemler. Mobilya sektöründe gerçek dönüşümün anahtarı, Ağaçişleri Endüstri Mühendislerinin yetkinliğinde saklı.”
Türkiye mobilya sektörü, devasa üretim kapasitesi ve ihracat hedefleriyle küresel bir oyuncu olma iddiasını sürdürürken, vitrindeki parıltının arkasında sessizce büyüyen bir “mühendislik boşluğu” ile karşı karşıyadır. Bugün kaliteyi tesadüflere, üretimi ise geleneksel usta maharetine emanet eden bir anlayışla, dünya standartlarında sürdürülebilir bir başarı yakalamak maalesef mümkün değildir. Gerçek şu ki; bir otomobilin motoru veya bir binanın statiği ne kadar mühendislik gerektiriyorsa, bir mobilyanın detay çözümü, malzeme mukavemeti ve fonksiyonel tasarımı da o derece teknik disiplin gerektirir. Ancak ülkemizde mobilya sektörü, mühendisliği hala bir “maliyet kalemi” veya “lüks” olarak görme yanılgısından kurtulamamıştır. Oysa bugün Avrupa’dan daha pahalıya mal edilen ama kalite çıtasında geride kalan ürünlerin temel sebebi, üretim süreçlerindeki bu optimizasyon eksikliğidir.
Bu noktada sektörün asıl ve tek uzmanlık alanı olan Ağaçişleri Endüstri Mühendisliği, adeta görmezden gelinen bir can simididir. Sektörde mühendis istihdam edilmemesi, sadece üretim bandındaki bir eksiklik değil; tasarımın teknik doğruluğundan kalite yönetim sistemlerinin kurulmasına, verimlilikten maliyet analizine kadar her aşamada yaşanan bir vizyon kaybıdır. Özellikle günümüzde firmaların en büyük kanayan yarası haline gelen lojistik süreçleri, bu durumun en somut örneğidir. Lojistik, sadece bir ürünü bir yerden bir yere taşımak değil, mühendislik tabanlı bir planlama ve organizasyon işidir. Firmalar bu karmaşık süreci kendi bünyelerindeki sektör mühendisleriyle çözmek yerine, dışarıya taşere ederek kurtulmaya çalışmakta; ancak bu yöntem köklü bir çözüm sağlamadığı gibi maliyetleri daha da yukarı çekmektedir.
Üniversite eğitimindeki nitelik kaybı yadsınamaz bir gerçek olsa da, bu tablodaki tek suçlu akademi değildir. Sektör, kendi uzmanı olan Ağaçişleri Endüstri Mühendislerine sahip çıkmadıkça, bu alanda yeterli talep ve baskı oluşturmadıkça eğitim kalitesinin de yükselmesini beklemek hayalcilik olur. Bugün üretim hattında tasarım kararlarını hala mühendisler yerine geleneksel yöntemlerle çözmeye çalışan firmalar, aslında kendi geleceklerini riske atmaktadır. Sektördeki tasarım, üretim, kalite kontrol ve lojistik departmanları birbirine kopmaz zincirlerle bağlıdır ve bu zincirin halkalarını bir arada tutacak tek güç mühendislik aklıdır. Tecrübeli ve donanımlı mühendislerimizin potansiyelini üretim sahasına yansıtmadığımız sürece, Türk mobilyası “usta elinden çıkma” bir zanaat ürünü olmanın ötesine geçip, küresel ölçekte rekabetçi bir endüstriyel değer haline gelemeyecektir. Artık kabul etmeliyiz ki; Ağaçişleri Endüstri Mühendisi’nin imzasının olmadığı bir fabrikada, ne gerçek anlamda bir kaliteden ne de verimli bir maliyetten söz edilebilir.